SENDEN UZAK KİMİ BABALARIN YÜREĞİNİ KATRAN BAĞLAMIŞTI…

02_lale_kirmizi_sari.jpg

SENDEN UZAK KİMİ BABALARIN YÜREĞİNİ KATRAN BAĞLAMIŞTI…

Rahmetin yumuşak dokunuşu yetmiyordu kalplere.

Kız çocuklarının menevişli gülüşleri, ipeksi sözleri, yüreklerinin kalın duvarlarında

Tek bir taşı bile düşürmeye yetmiyordu.

Güneşi gözlerinde ağırlayıp yeniden doğuran, ışığı yüzünde çoğaltıp ay ışığına çeviren kız çocukları, müşfik bir baba bakışını hak etmek için bekleyeceklerdi.

Senden uzaktılar,senin tesellin yoktu; anneler yavrularını büyütürken, acılarını da emziriyordu, anneler yavrularını severken kör bir bıçağı da göğüslerine batırıyordu.

İçlerindeki suskunluğa hapsettikleri hüzünlerini, yüreklerinde tel tel parçalanan şefkat çığlıklarını, dudaklarına getirmekten korkuyorlardı.

Kız çocuğu doğuran analar, bebelerinin yüzüne baktıkça korkunç bir acıyı yükleniyorlardı, dayanılmaz bir çelişkiyi bir bıçağı yutar gibi göğüslerine gömüyorlardı.

Kendisini kuyuya atmak isteyen babasının eteğine bulaşan çamuru temizlemeye çalışan kız çocuğunun “babacığım !” deyişi yarım kaldı dudaklarında.

İçimiz kan ağlayarak andık onu;

Gözlerimizi birbirimizden kaçırarak hatırladık üzerine toprak yığılan kız çocuğunu.

Anlattık,anlattık,anlattık da,

Ey resul, sonra aynısını kendimiz yaparken bulduk.

Seni sevdiğini söylediğimiz halde, kız çocuklarımızı küçümsedik.

Senin yolunda yürüdüğümüzü sandığımız halde, kızlarımızın varlığını çok gördük.

Sanki diri diri toprağa gömermiş gibi, hiç yokmuş gibi davrandık kızlarımıza.

Kız doğuruyor diye gelinlerini suçlayan analar da var aramızda.

Karısı kız doğurdu diye utanıp kaçan, yüzü yerde gezen adamlar var aramızda.

Keşke doğmasaydı dercesine, aklını ve kalbini eksik saydıklarımızın…

En başından toprağa gömmüş gibi, hakkından yoksun bıraktık kızlarımızı.

Sonra, sonra….

Kızlarımızın bedenlerini billboardlarda yağmalanmasına göz yumduk.

Kadın teninin, kadın yüzünün, kadın letafetinin reklamlarda, kampanyalarda tüketilmesine karşı koyamadık, itiraz edemedik, dik duramadık.

Yazık ettik kendimize, ey can serinliği, ey yağmur bakışlı, ey vah edenlerin en hayırlısı.

Seni dinlemedik, kızlarımızı diri diri gömdük.

Ürkek ceylanlarımızın yolunu kestik; soğuk pınarlarımızı çamura buladık.

Kızlarımızı, senin kızları sevdiğin gibi sevemedik.

Yok ettik, yok saydık.

Fatıma aşkına, Zeynep hatırına bağışlarmısın şimdi bizi ?

Yüzümüze bakarmısın ?

Yorum Yapın